Twitter Facebook

duvar_ nedir o duvar? duvarın ne olduğunu sana ne bildirdi? sıvacı mı? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duvar_ nedir o duvar? duvarın ne olduğunu sana ne bildirdi? sıvacı mı? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2014 Çarşamba

ALLAH'IN YARATIŞI, KARİAH/GATE/KAPI, SUR

Selam insanlar Allah'ın yaratışı konusunda biraz sesli düşünücem dileyen dinleyebilir.


Bu konuda eldeki ilk net veri Allah'ın herşeyi hak olarak ve gerçek olarak yarattığıdır. Ok peki bu gerçeklik nedir? Bunun tanımı nasıl yapılır? Yani herşeyin hak ve gerçek olması bizim dış dünya olarak algıladıklarımızın  merkezinin, beynimiz olmasına engel teşkil eder mi? Diyeceğim aslında Allah'ın bilgi kodladığı merkez beyinler olamaz mı? Yani bu teoriye göre hepimizi bir monitör/yansıtıcı gibi düşünebiliriz. Sadece gözlerden bahsetmiyorum tüm varlığımız bir yansıtıcı görevi görüyor olamaz mı. Şu an karışık durduğunu biliyorum yazı ilerledikçe açıcam konuyu. Şimdi şöyle düşünelim biz doğduk yaşıyoruz ve fiziki yasalara tabiyiz. Biz öldüğümüz zaman bu dış dünya yok mu oluyor, hayır devam ediyor öyle değil mi. Şu halde bu bizim kıyametimizdir, bizim dağlarımızın(beynimizin) yün gibi olmasıdır. Allah ne diyor Kuran'da ''iyi biliniz ki sistemler kurma ve yürütme ancak Allah'a aittir''. İşte biz öldüğümüz zaman bu şeyden yoksun kalıyoruz. Neyse girizleyelim aktarması o kadar zor bir konu ki kendimi sikesim var şu anda.


(Karıah/kapı/gate suresi)

1 Kâriah!

2 Nedir o kâriah?

3 Kâriah’ın ne olduğunu sana ne bildirdi?

4 O gün, insanlar, darmadağın pervaneler gibi olurlar. 5 Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur.

6 Ve hemen kimin tartıları ağır basarsa, 7 işte o, hoşnutluk veren bir yaşayış içindedir. 8 Tartıları hafif gelen kimse ise, 9 işte onun anası uçurumdur/derin bir çukurdur. 10 Onun ne olduğunu sana ne bildirdi?

11 Kızgın bir ateş!


Vurgu üstüne vurguyu görüyorsunuz dimi. Ben bu surenin ilk anlamının kıyameti anlattığını ikinci anlamlarının ise içeriği hakkında bilgi verdiğini düşünüyorum. Karıah: Kapı-kapı çalan anlamlarına sahip bir kelime. Peki pervaneler gibi olurlar ne demek? Bana bir dönüşümü/değişimi anlatıyor bu sözcük kelebek etkisi filmindeki gibi. Ama tabi oradaki gibi fantaziye kaçan bir garabet yerlerde uyanma durumu değil bu. Bir plan dahilinde ve Kuran'da planın anlatıldığı şekilde. Bu nedenle buradaki pervaneler gibi olurlar ahiret evrenindeki yaratışın anlatımı ''dağların atılmış renkli yün gibi olması'' Kuran'a bütün bakarak ve işin ilmi yönü araştırılarak üzerinde saatlerce tefekkür edilmesi gereken bir örnekleme çünkü ben burada dağların yine beyine yüklenecek bilgiden önceki durumu anlattığını düşünüyorum yani o gün beyinler böyle olacak. Sur kavramı da aynı şekilde beyindeki birşey olsa gerek, bilgi oraya üfleniyor. Bizim fiziki yasalar dediğimiz ve hepimizin gerçek olarak algıladığımız bu şeyler tam bu noktadan başlıyor bana kalırsa. Nasıl aktarsam bilmiyorum ama şöyle birşey diyebiliriz herhalde;


Bizler bu sistemi, yasaları vs..yi verilen bilgi ile algılayabiliyoruz, bilgi gidince biz de ölüyoruz. 

(zümer 68) ve sûra üflenmiştir de allah'ın dilediği hariç, göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılıvermiştir. sonra ona başka bir daha üflenmiştir de onlar kalkmışlar karşıda bakıp duruyorlar.


Nereye üfleniyor abi? Bilgi nereye veriliyor? Bizim vücudumuz sinir ağıyla örülü hepsi beyine iletiyor da öyle hissediyoruz, bütün mevzu beyinde dönmüyormu zaten. Yani uyarılan beyin ise Allah'ın temel idare merkezi de gayet beyin olmalıdır. 

Şimdi konuya müdahil hakka suresine geçelim. Bu aşamada biraz daldan dala yapıcam başka çarem de yok.

Gerçekleşecek olan!

“Gerçekleşecek olan” nedir?

“Gerçekleşecek olan” nedir, siz tam olarak bilemezsiniz. (zaten bu yüzden deliriyorum)

Semud ve Ad (toplulukları), kâria’yı yalan saydılar.

Bu yüzden Semud (halkı), korkunç bir sesle helak edildi.

Ad (halkın)a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler.

Şimdi onlardan hiç arta kalan (bir şey) görüyor musun?....................


--------------------------------------------------------------
Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide biz sizi taşıdık;

 Öyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve öğüt) kılalım. 'Gerçeği belleyip kavrayabilen' kullar onu belleyip-kavrasın.'
---------------------------------------------------------------

Bu gemi mevzusunun da ikincil anlamlarına dikkat çekiliyor kutu içine aldığım ayetlerin sonunda. İnsanlar aklıyla fırtınayı kontrol altına alıyorlar. Allah'ın gemide onları taşıması, 2 denizi beyin olarak kabul ettiğimizde kulunu/kullarını aklen doğruyu yapmaya iletmesidir.


Şimdi biraz kehf suresine dönmek zorundayım.

60 Ve bir vakit Mûsâ, delikanlısına: “Ben iki bilgin kişinin/iki denizin toplandığı yere varıncaya kadar durmayacağım yahut senelerce gideceğim” demişti.

61 Bunun üzerine “iki bilgin kişinin toplandığı yer”e vardıklarında ikisi de bunalımlarını/sıkıntılarını terk etti. O zaman bunalım/sıkıntı, bilgin kimse yardımıyla yok olup gitti.

62 Bu şekilde geçtikleri zaman Mûsâ, delikanlısına: “Getir kuşluk yemeğimizi, gerçekten biz bu yolculuğumuzda yorulduk” dedi.

63 Delikanlı: “Gördün mü/ hiç düşündün mü? O Kaya'ya sığındığımız vakit doğrusu ben bunalımdan/ sıkıntıdan kurtuldum, onu söylememi de kesinlikle bencilliğim engelledi. Bunalım/ sıkıntı, şaşılacak bir şekilde denizde(beyinde/ doğru düşüncede/ sağ ve sol lobun birlikte kullanılıp değerlendirilmesinde) kaybolup gitti” dedi.


Bakın dostlar bu ''iki bilge'' veya ''iki deniz'' beynin sağ ve sol lobları! Beynin sağ ve sol lobları birbirleri arasında bilgi alışverişinde bulunurlar, toplandıkları yer nedir? Bütün bakabilmektir, işte bilgin kimselerin toplandıkları yer ile kast budur. Gece melatonin salgıladığımız için burada musa ve delikanlı bu geziye sabah saatlerinde çıkmış olmalılar ki musa kuşluk yemeğimizi getir diyor, bu güneşin doğuşundan ortalama yarım saat 40 dk sonraya denk gelir. Yani bir tür tefekkür gezisi bu! Ve kaya'ya sığınmaları da ilginç benzetme, gerek Tur-i sina dağının açık seçik beyin olarak anlatıldığı birçok örnek var, gerekse de ''dağ'' ile ilgili pasajlarda müteşabih alana geçildiği anda beynin de anlatıldığı birçok pasaj var. Gemi olayına gelirsek yine tiyatro sahnesini kurup anlatıyor Allah. 2 deniz beynimiz olunca gemi ile olan gezinti de tefekkür gezisini anlatır, bunu temele alarak pasaj okunduğu zaman bütünlük görülür. Neden böyle anlatılır? İşte ancak bu şekilde bir ton mucize ortaya serilebilinir.

Neyse buradan sonra artık her ne konuda doğruyu buldularsa alim kul ile karşılaşıyorlar. Bu alim kul ile olan gezilerini bilirsiniz musanın zor sabrettiği birkaç olay yaşıyorlar ben o olaylardan bir tanesine konumuz ile ilgili olduğu için dikkati çekicem.

(kehf 77) (Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: 'Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin.'

(kehf 82) Duvara da gelince; o, şehirdeki iki yetim oğlanındı ve onun altında onlar için bir define vardı. Babaları da iyi bir zat idi. İşte onun için, –Rabbinden bir rahmet olmak üzere– Rabbin onların erginlik çağına ermelerini, definelerini çıkarmalarını diledi. Ve ben onu kendi görüşümle yapmadım. İşte senin, üzerine sabretmeye takat getiremediğin şeylerin ilk plândaki anlamı!”


O şehirdeki 2 yetim oğlan! Beynimizin sağ ve sol lobları yetim oğlan olarak anlatıldı şimdi de. Ve altında bir define var duvarın ne ola ki? Şimdi düşünün bakalım erginlik çağına ermelerini definelerni çıkarmalarını istiyor, topluma alim kul gönderiyor ne alaka abi duvar ustası, sıvacı falan göndersene :D  Abiler bütün bakın göreceksiniz.

Bu alim kul topluma akıl veriyor bilgilendiriyor bir konuda, toplumun gelişmesini sağlıyor. 


Beyin duvarının zayıflığı ile oluşan şöyle bir hastalık var. Tefekkürde faydası olabilir, okumaktan üşenmeyenler için bunu da paylaşmış olayım.





Neyse hakka suresine geri dönelim. 


Gerçekleşecek olan!

“Gerçekleşecek olan” nedir?

“Gerçekleşecek olan” nedir, siz tam olarak bilemezsiniz.

Semud ve Ad (toplulukları), kâria’yı yalan saydılar.

Bu yüzden Semud (halkı), korkunç bir sesle helak edildi.



Yine kariah/kapı/gate ve yine vurgu üstüne vurgu. Abi bu kapı başka kapı. Korkunç bir sesle helak, sura üfürmek vs.. hep değişimi anlatıyor. Yazının başında da söylediğim gibi bizim ölümümüz bu düzenden birşeyi eksiltmez. Ben kendimi bir monitör olarak görüyorum. Şimdi biz her türlü hayali kurarız dimi var mı bir engel? İstersen 9 bacaklı 18 kulaklu 7 hortumlu fille bile sevişebilirsin. Fakat bu gerçek olmaz! Fark bu. Sistemler kurup yönetmek Allah'a aittir demek budur anasını satayım. 


(Hakka 13-17) Sûr'a bir tek üfleme üflendiği, yeryüzü ve dağlar yerlerinden kaldırılıp bir çarpışla birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman, işte o gün, “o olay” olmuştur. Ve gök yarılmıştır, artık o, o gün dayanaksızdır. Tüm güçler, semanın çevresindedirler. O gün Rabbinin büyük tahtını; varlığını birliğini, yüceliğini, en yüksek makamın sahibi olduğunu, yok edilen eski varlıkların yerine yaratılan, daha iyi, daha mükemmel yeni varlıklar yansıtırlar.


(eğer aklınıza takılırsa şu rabbinin tahtını 8 melek taşır zırvalarını şuradan aşabilirsiniz: http://www.istekuran.com/index.php?page=hakkah)

Ben devam ediyorum...

Sura üflendiği zaman. Şimdi ne dedik biz öldüğümüz zaman monitörümüz kapanıyor ama sistem devam ediyor. Bu artık komple sistemin suruna üfürmek, full değişim, yeni evren. O gün rabbinin, birliğini yüceliğini, en yüksek makamın sahibi olduğunu, yok edilenlerin yerine, daha iyi yeni varlıklar yansıtırlar. İşte değişim de budur. 

Neyse paşalar benim diyeceklerim şimdilik bu kadar. Allah'ın yaratışının nasıl olduğu konusuna bütün bakıldığı, masallardan uzaklaşıldığı zaman görülen bu tarz birşey olabileceği. 


Neyse ben kaçtım yazıyı okumadan yazdığım gibi paylaşıcam istediklerimi tam anlatamadım ama zaten anlatabilseydim de görmek zorunda olan siz olacağınız için bir halt değişmeyecekti.

Bu da benden Allah'a gelsin hadi bye.



Şarkıyla ilgili bir ekleme yapıcam. Ulan nate elif benimle alay ettiniz orjinal klibe denk geldim vay amk dedim cuk oturtmuşum tespiti. Bu şarkı kesin olarak Sur'a üflenmesi, kaynağın kendisine dönüşü/değişimi, kapı/kariah/gate olayını farklı bir bakış açısıyla anlatıyor. Klibe dikkat edin başta tarkan uyuyor geçen olaylar hep hayatı, yani yaşam rüya gibi gösteriliyor, uyanması ise ölmesi işte. Yani hayat bir rüyadır demeye getirmiş. Tüy düşünce ölüyor kelebek etkisi oluyor işte. Lan bu klip dosdoğru yola oturmak amk zira bakın;

(Hakka suresinden)

 Gerçekleşecek olan!
“Gerçekleşecek olan” nedir?
“Gerçekleşecek olan” nedir, siz tam olarak bilemezsiniz.
Semud ve Ad (toplulukları), kâria/kapı/gate’yı yalan saydılar.

Gördüğünüz gibi siz bunun ne olduğunu tam olarak bilemezsiniz diyor. Bunun söylenmesi demek planın Kuran'daki verilen bilgiler ile değerlendirilebileceği demektir. Yoksa ucunu bulamazsın kapının, uçuş serbest olur. Kelebek etkisi filmindeki muhabbete dönersin amk orda uyan sonra başka yerde uyan....

(tasavvufçuların yuttukları zoka da budur işte)

Tekrar ediyorum;

(Araf 54) Şüphesiz ki sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı evrede oluşturan, sonra en büyük taht üzerinde egemenlik kuran, gündüzü, durmadan kovalayan gece ile bürüyen ve güneş, ay ve yıldızları emrine boyun eğmiş olarak yaratan Allah’tır. İyi biliniz ki oluşturma ve sistemler kurup yürütme sadece O’na özgüdür. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne cömerttir!

İşte kelebek etkisi olayı ancak Allah'ın olmaması ile mümkündür. Bu kapı öyle bir kapı değil.

Ayrıca ateist bir figür olan Serra Yılmaz'ın klipte oynaması beni kahkahalara boğdu, hatırlayın ''yanlız taştan duvar olmaz'' ile ne anlattığımı, dikkat edin tarkan karıya bu yarrağı yemiş der gibi bakıyor ahahahah.

ekleme: 150 kere söyledim ama nate bey züklemediğinden yine sordu.

Neden bu klipte bu karı sırf ateist olduğu için var?

Çünkü klip Allah'a inanan ve de üstüne tasavvufçu veya spiritüalist olan bir adam tarafından kurgulanmış.

Karının nezdinde ateizme mesajı senin sağ ve sol lobun arasında duvar var, sen bir dingilsin sol loba hapsolmuşsun, olayları bütün değerlendiremiyorsun, sağın yaranı olamayacaksın böylece de yüzleşme anında bir pişmanlık seni bekliyor bebeğim diyor.